NEDİR BU BAŞPARMAK KUŞAĞI?

Aileler biliyorlar ki yeni nesil, elinden teknolojik aletleri düşürmüyor. Hatta bazı ebeveynler teknolojik aletleri kendileri için bir kurtarıcı olarak görüyor ve çocuklarına kendi elleriyle bunları teslim etmekte bir beis görmüyor. Çocuk belirli bir yaşa geldikten sonra da artık bu teknolojiye bağımlılık geliştiriyor ya da arkadaşlarına uyum sağlamaya devam ediyor. Çoğu aile aynı tarzı benimsediği için, bu döngü sürüyor.

Sürekli cep telefonlarıyla, tabletlerle, oyun bilgisayarlarıyla, konsol oyunlarıyla oynayan bu kuşağın çocuklarına dünyada başparmak kuşağı da deniyor. Başparmak kuşağının çocukları, sürekli iki elin başparmaklarını etkin bir şekilde kullanıyor. Mesaj yazarken, oyun oynarken, internette sayfaları gezerken diğer parmaklara ihtiyaç duyulmuyor.

Günde kaç saat bu işlemleri yaptığınızı bir düşünün. Diğer işlerin aldığı vakit çok daha az. Bu yüzden, diğer parmakların ne kadar az çalıştığının farkında olmak gerekiyor. Oysa iki parmak kullanılarak yapılan basit işlemler sürekli tekrarlanıyor.

Eski çağlarda başparmaklar daha uzun bir yapıdayken, zaman içinde kırılarak yeni bir form kazandığı ve insanın kavrama yeteneğinin geliştiği söyleniyor. Bu evrimsel süreç gerçekleşmeseydi ve başparmağımız hala uzun bir yapıda olsaydı, kilit görevini görmeyecekti.

Kilit görevi gören bu parmağa teknolojiyle birlikte yüklenen amaç, diğer parmakları ve dolayısıyla beynimizi yeteri kadar kullanmamızı engelliyor. Bu da motor becerileri zayıflatıyor.

HEPSİNİN KULLANILDIĞI 2 YER VAR

Çocuk gelişimi üzerine çalışmalarını yürüten yazar Yalvaç Ural, seminerlerinde başparmağın yaratıcı/doğa/evren tarafından bize verilen bir nüfus kâğıdı olduğunu söylüyor. Diğer parmaklar iki boğum ve üç parça bir yapıdayken, başparmak tek boğum ve iki parça yapısıyla öyle bir kilit görevi görüyor ki tutunup tırmanabilmeyi, bir nesneyi kavrayabilmeyi sağlıyor.

Elin en temel işlevi olan yazı yazma eylemini gerçekleştirmek için de yine bu parmağa ihtiyaç duyuyoruz, çünkü o olmadan kalem tutamıyoruz. Yalvaç Ural, bu parmağın ve diğer bütün parmakların aynı anda kullanıldığı 2 yerden bahsediyor:

“Klasik gitar çalan kişi hem bir elinin 5 parmağıyla tellere dokunuyor hem de diğer elin başparmağıyla gitarın sapını tutarak 10 parmağı aynı anda kullanmış oluyor. Ve piyanistler… Düşünebiliyor musunuz, insan nasıl gelişiyor? İnsanın karşısında notalar var, bakıyor. Görsel algısıyla okuyor, 10 notayı birden beynine iletiyor. Beyni parmaklarına iletiyor. Her parmak ayrı bir işçi gibi gidip tuşların üstüne konuyor ve melodiyi saniyeler içinde çalıyor. Ve siz yarım saniyelik sesi duyuyorsunuz.”

GELİŞİMİ DESTEKLEMEK ŞART

Herhangi bir müzik aleti kullanmayan başparmak kuşağının ise sürekli yaptığı eylem, 4 sözcüğü sadece iki parmağını kullanarak arka arkaya getirip mesaj göndermek oluyor.

Gelişiminin en önemli dönemini yaşayan bir çocuğun, her şeyi öğrenebilecek potansiyele sahipken vasıfsız eylemlere maruz bırakılması doğru değil. Katıldığı seminerde konuşan Ural, bunun fazlasıyla yanlış olduğunu vurgulayarak, özellikle 3-9 yaş arası dönemdeki çocukların motor gelişimine dikkat edilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etti:

“3-9 yaş arası dönemden sonra öğrenecekleri de var. Ama bu kayıt makinesinin ya da robotun kendini geliştireceği alt yapısı bu yaş grupları içinde oluşuyor. Eğer siz çocuğa saatlerce telefondan oyun oynatmak dışında bir şey yaptırmazsanız, 14 yaşından sonra bu çocuk dünyanın en iyi piyanisti olacak, gitaristi olacak dediğiniz zaman olamıyor. Çünkü gelişme çağlarında diğer 4 tane parmağı öldürmüş olursunuz. Eskilerin söylediği çok güzel bir söz vardır; ‘40’ından sonra saz çalınmaz’. Çocukların teknolojiyle nasıl güdülmeye başlanıp bir sürü gibi nereye gideceğine karar verildiğini görüyorsunuz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir